Kimsenin Yanıt Vermediği Çığlık – “Seyirci Kalma” Etkisi

Yanlış olduğunu bilmemize rağmen neden bazen olan bitene seyirci kalmayı tercih ederiz  ?

 

Zaman zaman çevremizde olan bitenin yanlış olduğuna emin olmamıza rağmen tepkisiz kalabilir, görmezden gelebilir dolayısıyla da problemin (yanlışın) daha da büyümesine, belki de kontrolden çıkmasına katkıda bulunabiliriz. ( Seyirci Kalma Etkisi )

Kurbağanın içinde bulunduğu kaptaki suyun yavaş yavaş artan sıcaklığını, ölümcül dereceye gelene kadar farketmemesi gibi bizlerde çevremizde olup biten anormallikleri zaman içersinde “normal” kabul etmeye başlayabiliriz (normalize edebiliriz).

Dr Zimbardo aşağıdaki kısa videosunda, Neden Bazen Göz yumulmayacak Şeyleri Görmezden Gelebildiğimiz konusunu “Seyirci Kalma Etkisi” ile açıklıyor. 

 

Seyirci Kalma Etkisi

 

Sosyal psikoloji alanına giren bu “Bystander Effect” yani “Seyirci Kalma Etkisi”  ile ilgili daha fazla bilgi edinmek isterseniz Aşağıdaki kaynaklar ilginizi çekebilir

 

1 ) “Kimse ses çıkartmıyorsa olan biten normaldir” Şubat 2016 BLOG yazısı ve VİDEO

Seyirci Kalma Etkisi Selim Geçit

 

 

 

 

 

 

 

2)  “Beynimiz ve Biz: Kitty Genovese Olayı / Seyirci Etkisi”  2012 de kaleme alınmış başarılı bir BLOG yazısı ve VİDEOLAR.

Seyirci Kalma Etkisi

 

 

 

 

 

 

BLOG ÖZET
Tarih, 13 Mart 1964; yer, New York’un Queens Bölgesindeki Kew Gardens. Saat, gecenin üçü. Birazdan, Amerikan kamuoyunu sarsacak ve sonra da, tüm sosyal psikoloji kitaplarına girecek bir cinayet işlenecektir. Kitty (Catherine) Genovese adındaki genç kadın, evine doğru yürümektedir. Genç kadının arkasından tecavüz amaçlı yaklaşan bir erkek, bıçağıyla Kitty Genovese’i tehdit eder. Kitty, karşı koyar ve bağırarak yardım ister. Tecavüzcü, Kitty’yi bıçaklar ve kaçar. Daha sonra, etraftan bir ses çıkmadığını gören tecavüzcü, tekrar Kitty Genoves’in yanına gelir. Sürünerek evine doğru gitmeye çalışan genç kadın, tekrar bağırır. Bu bağırmaya, sokaktaki evlerin bazılarının ışıkları yanar. Bundan korkan saldırgan, Kitty Genoves’i tekrar bıçaklar ve kaçar. Ancak, yardıma kimse gelmez. Bundan cesaret alan tecavüzcü, Kitty Genoves’in yanına tekrar gelerek, bağırarak yardım istemekte olan genç kadına son bıçak darbelerini de indirir ve karanlıkta kaybolur.

İlk bakışta, New York gibi bir şehir için olağan cinayetlerden biri gibi görünmektedir. Nitekim kayıtlara da bir tecavüzcünün saldırısı ve cinayet olarak geçer. Winston Moseley ismindeki katil kısa sürede yakalanır.

Olaydan birkaç gün sonra, Times’ın Pulitzer ödüllü yazarı A. M. Rosendal, kentin emniyet müdürü ile yemek yerken, Kitty Genovese cinayetini emniyet müdüründen işitir. Bu olayda emniyet müdürü için normal olan, ancak Rosendal’i şaşkına çeviren bir şey vardır. Polis raporlarına göre, genç kadının ölümünden yirmi dakika sonra, sokakta cinayeti gören bir kişi polis karakolunu aramış ve telefon aramasından iki dakika sonra da polis, olay yerine gelmiştir. Polislerin, görgü şahitleri ile yaptığı konuşmalarda, 38 kişi olayı görmüştür. Rapordan anlaşılmaktadır ki, Kitty Genoves’in yardım için ilk bağırışının duyulması ile, tecavüzcünün, genç kadını en son bıçaklayıp kaçması arasında otuz beş dakika geçmiştir. Kitty Genovese, bu süre içinde devamlı yardım istemiş ama kimse yardıma gelmemiştir. Rapora göre 38 kişiden hiç kimse polise, saldırı hakkında ihbar için telefon açmamıştır…..

…..
…..
Latane ve Darley, bu olayda, şahitlerin duyarsız kalmasını, sadece “görgü tanıklarının korkmasına” bağlamazlar. Bazı deneyler ve araştırmalar yaparak, olayla ilgili hipotezler ileri sürerler.
Latane ve Darley’e göre bu tür olaylarda duyarsızlık gibi görünen kavramın altında iki ana unsur yatmaktadır.
1- Bir kişi, kalabalık bir ortamda yardıma ihtiyaç duyacak şekilde zor bir duruma düşerse, çevredeki her bir kişi, diğerinin olayla ilgileneceğini düşünür ve dolayısıyla, kalabalık ortamda, yardım edilecek kişi için bireyin (yardım edecek kişinin) potansiyel sorumluluğu azalır.
2- Çoğu kişi için, acil bir durum, gerçekten de acil bir durum gibi görünmez. Sokakta yatan adam, kalp krizi mi geçirmiştir yoksa alkolden sızıp kalmış bir sarhoş mudur? Eğer evin içinde isek, sokaktan gelen bir ses, bir silah sesi midir yoksa bir arabanın egzozu mudur? Bitişik daireden gelen gürültü, polisi çağıracak kadar önemli bir kavga mıdır yoksa, hiç kimsenin karışmaması gereken ve birazdan bitecek olan bir karı koca münakaşası mıdır? Eğer yardım ederse, aslında yanlış anladığı olaydan dolayı utanacak mıdır?
Bu gibi durumlarda, olaya şahit olan bizler, diğer kişilere bakarız. Diğerleri ne yaparsa bizler de onu yaparız. Kalabalık ortamda bir kişi yere düştüğünde, diğer kişilerde, düşen kişiye yardım etmeye yönelik bir telaş yoksa bizler de, telaşlanacak bir şey olmadığını düşünür, diğerleri gibi davranır ve düşen kişiye yardımcı olmayız. Sosyal bilimlerde, bir olay karşısında, diğerlerinin davranışına bakarak, bu davranışın doğru olduğuna karar verip bizim de aynı davranışta bulunmaya “Toplumsal Kanıt İlkesi” denir.
Diyelim ki bir tiyatrodasınız. Bir seyircinin, “yangın var” diye bağırdığını varsayalım. Bu durumda, çevremize bakarız. Eğer kişilerde bir heyecan, bir hareketlenme yoksa, durumun acil olmadığına kanaat getirir, yerimizden kalkmaya yönelik bir davranışta bulunmayız. (Toplumsal kanıt ilkesi). Latane ve Darley’e göre, böyle durumlarda çoğulcu bir kayıtsızlık devreye girmektedir. Bir başka deyişle, “sayı çokluğunun güvencesi” bizi toptan bir yanılgıya götürmektedir.

İsterseniz, biraz da yapılan deneylere bakalım.

Bir deneyde, işe eleman almak için verilen bir ilana başvuran kişiler, başvuru formunu doldurmaları için bir odaya alınır. Kişi, formu doldururken odada yalnız bırakılır ve odanın bir tarafından da içeriye yavaşça duman verilir. Görülmektedir ki, odada sadece bir kişi bulunduğunda, kişilerin % 75’i, durumu ilgililere haberdar etmektedirler. Diğer bir ifade ile, odada tek kişinin bulunduğu yüz adet deneyde, 75 kişi, dumanı bir tehdit olarak algılayıp, idareyi haberdar etmektedirler. Buna karşılık, odaya, başvuru doldurması için 3 kişi alındığında, haberdar etme oranının % 38’e düşmektedir. Toronto’da yapılan başka ve benzer deneyde, tek kişilerde aynı oran % 90 iken, üç kişi ile yapılan deneyler için % 16 oranı elde edilmiştir.

 

Yazının TAMAMINI ve ilgili videoları kaynak BLOG tan okumanızı tavsiye ederim.

 

Gelecek haftamız geçmiş haftamızdan iyi olsun dileklerimle

 

Selim Geçit

Mart 2016

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *